if i die i die i die i die i die i die i die
ppp
GENİŞ-GENİŞ: Atjazz & Jullian Gomes - Overshadowed (Jullian Gomes Perspective)
sss
Şampanyasını kapan, kadife eldivenini, mücevherini takan gelsin, geleneksel Bryan Ferry konseptli Salı gecesi başlamak üzere. Programdan bazı başlıklar: Beyaz dizi dinletisi, zarafet havuzunda yüzme, Martini banyosu, konfeti yağmuru, serçe parmak havada robdöşambr dansı vs…
ppp
soundcloud.com’u unutmayalım.
sss
artık bağışıklık kazandığımız ‘çok fazla berbat şey’le kalabalık, parlaklığıyla acıtacak kadar şeffaf ve o sertleştikçe bizim ‘acımadı kiii acımadı kiiii’lerle besleyip kışkırttığımız günümüz Matrix’inde, toplu halde dev bir fotoşop’la rötuşlanmış gibi ifadesiz insanoğlu artık hiçbir şeye sindire sindire heyecanlanamayadursun; asıl cennetin aydınlık değil karanlıkta olduğu ihtimali hala geçerli.
ppp
Glasgowlu hiperaktif çocuk Rustie’nin, içine doğduğu ultra-tekno dünyanın her bir gürültüsünü ayrı ayrı sarıp sarmaladığı müziği, ilk bakışta bir neon yığını gibi duyulabilir. Malum; her ne kadar son birkaç yılda dans pistlerinde keskin synth tonları ve pörtlek baslar eşliğinde dans etmeye alıştıysak da, böylesi bir ışıltı karşısında insanın kulakları kamaşmadan edemiyor. “Glass Swords”, İgiltere’nin son 10 yılda geçirdiği hızlı ritim mutasyonunu tüm evreleriyle içinde barındıran bir kayıt. Yüzünüzde patlayan sert ritim ve kocamaaan synth’leriyle grime, simli paketlere sarılmış aksak beat’lerle garage, kabalıkla seksilik arasında gidip gelen melodileriyle r&b, sonra elbette ne idüğü belirsiz dubstep ve ucundan da Detroit techno birbirlerinin içinden geçiyor, üstünden atlıyor ve hiçbiri tam olarak ağırlığını koyamadan daha büyük ve ‘isimsiz’ bir şey içinde eriyip gidiyor. Öyle yoğun bir kimyasal etkileşim mevzu bahis ki, ya büyülenip girdabın içinde kaybolacaksınız ya da zaten ikinci parçadan ötesine zor geçiyorsunuz. Girdaba kapılanların önüne serilen sentetik dünyada bütün bu kaotik, ‘kimyasal’ neon cangıl içinde bir yerlerde açan, çok sert bir güzellik mevcut. ‘Globes’da Matriks sayılarıyla dans mı istersiniz, ‘Flash Back’de 3D gözlüklerinizle ‘Geleceğe Dön’meyi mi, yoksa ‘Ultra Thizz’de UK Funky’nin henüz girilmemiş, tehlikeli sokaklarında salınmayı mı. “Glass Swords” ya gözünüz kapalı içine dalmanız ya da hiç bulaşmamanız gereken o albümlerden işte. Her iki açıdan da çığır açıcı.
ppp
the beauty and the beat
ppp
